Bilgi Alın

Bilgi Alın

Bu tur hakkında detaylı bilgi almak için formu doldurun, sizi arayalım.

PORTEKİZ

14 – 19 Mayıs 2027

Bilgileriniz yalnızca bu tur talebi için kullanılacaktır.

PORTEKİZ

PORTEKİZ

14 – 19 Mayıs 20276 Gün 5 Gece25 kişi

Gezi Ücreti

PORTEKİZ

14 – 19 Mayıs 20276 Gün 5 Gece

Kişi başı

€4.950

Tek Kişilik Oda Farkı

Single oda tercih eden misafirler için ek ücret

Fark

+€950


5 UNESCO Dünya Mirası eşliğinde 

Fado, Futbol ve Fiesta’nın Ülkesi

PORTEKİZ

PORTO – COİMBRA – ALCOBACA –– SİNTRA

CABO DA ROCA – CASCAİS – LİZBON



14 Mayıs – 19 Mayıs 2027    

(5 gece, 6 gün)


Antonina Uzmanlığı ile...


 

Atlas Okyanusu’nun rüzgârını yelkenlerine doldurmuş bir ülke düşünün…

Batıya, ufkun bittiği yere yaslanmış; güneşi denize emanet eden, akşamları tuz kokan bir melankoliyle süsleyen bir ülke… İşte Portekiz.


Kâşiflerin çabasıyla büyümüş bu topraklarda, Vasco da Gama’nın açtığı rotalar hâlâ okyanusa uzanır. Keşifler Çağı’nın cesur denizcileri yalnız baharat ve altın değil; hayaller, hikâyeler ve zaferler de getirmiştir ülkelerine. O yüzden Lizbon’un Belém kıyılarında yükselen anıtlar, manastırlar ve saraylar yalnızca taş değildir; okyanusa yazılmış bir destandır.


Lizbon’da Arnavut kaldırımlı sokaklardan süzülen ışık, Alfama’nın dar merdivenlerinde yankılanan gitar tınılarına karışır. Akşam olduğunda, bir kapı aralığından sızan fado sesiyle zaman yavaşlar. 19. yüzyılda bu liman kentinde doğan fado; kimi zaman denize açılıp dönmeyen denizcilerin ardından yakılan bir ağıt, kimi zaman bekleyen bir kalbin sabrıdır. Lizbon’un sarı tramvayları, azulejo çinileriyle kaplı cepheleri ve manuelin üslubunun zarif detayları arasında yürürken, bir şehrin yalnız tarihini değil, ruhunu da hissedersiniz.

Porto’da ise Douro Nehri’nin iki yakası, taş köprülerle birbirine sarılır. Özellikle Dom Luís I Köprüsü demirden bir şiir gibi göğe uzanır. Nehir boyunca dizilmiş mahzenlerde yüzyılların sabrı dinlenir; Porto şarabı, meşe fıçılarda ağır ağır olgunlaşırken geçmişi bugüne taşır. Tadım sırasında yalnızca bir içeceği değil, üzümün güneşle, rüzgârla ve insan emeğiyle kurduğu kadim ittifakı keşfedersiniz.


Orta Çağ’ın bilgeliği ise Coimbra’da hayat bulur. 1290’da kurulan Coimbra Üniversitesi, Avrupa’nın en eski üniversitelerinden biri olarak ilmin izini sürer. Barok kütüphanesi, altın varaklı rafları ve sessizliğin ihtişamıyla, bilginin mabedi gibidir. Bu şehirde gençlik, tarih ve akademik asalet iç içe geçer. Gotik zarafetin doruğuna ulaştığı Alcobaça Manastırı ise taşın içine işlenmiş bir aşk hikâyesini saklar. Prens Pedro ile Inês de Castro’nun ebedî istirahatgâhları, karşılıklı yerleştirilmiş lahitleriyle diriliş gününde ilk bakışlarını birbirine sunmak istercesine konumlanmıştır. Burada mimari yalnızca estetik değil; kader, sadakat ve trajedinin mermerleşmiş hâlidir. 


Masal diyarı Sintra’da saraylar sislerin arasından belirir. Pena Sarayı’nın romantik kuleleri, renkli cepheleri ve Neo-Gotik, Neo-Manuelin, Mağribi etkileri bir araya getiren mimarisi, hayal ile gerçeğin sınırını siler. Avrupa kıtasının en batı ucunda yer alan Cabo da Roca’da ise rüzgâr yüzünüze çarparken yalnızca coğrafyanın değil, tarihin de ucunda olduğunuzu hissedersiniz: “Burada kara biter, deniz başlar.”

Portekiz mutfağı da en az tarihi kadar katmanlıdır. Atlantik’in armağanı taptaze deniz ürünleri, zeytinyağı ve sarımsakla buluşur; bacalhau yüzlerce farklı yorumla sofraya gelir. Pastel de Nata’nın narin tatlılığı, bir kahve molasında sizi Lizbon’un gündelik hayatına dâhil eder. Şarap, zeytinyağı ve deniz mahsulleri bu ülkenin gastronomik kimliğini tamamlayan üçlüdür.


Sadece altı uzun günde, Portekiz’i baştan başa keşfederken; taşın, müziğin, bilginin ve şarabın iç içe geçtiği bir kültür atlasında yol alacağız. Dört yıldızlı otellerde konforlu konaklamalarımız, biri gala gecesi olmak üzere beş akşam yemeği ikramımız ve Antonina Uzmanlığı’nın titizlikle kurguladığı rota ile bu yolculuk, sıradan bir gezi değil; tarihle, sanatla ve okyanusla kurulan derin bir bağ olacak.


Atlas’ın kıyısında, gün batımında ufka bakarken belki şunu düşüneceğiz:

Bazı ülkeler gezilmez… yaşanır.


Bu özel yolculukta siz de bizimle olun. Davetlisiniz.

Galeri

PORTEKİZ - 1
PORTEKİZ - 2
PORTEKİZ - 3
PORTEKİZ - 4
PORTEKİZ - 5
PORTEKİZ - 6
PORTEKİZ - 7
PORTEKİZ - 8
PORTEKİZ - 9
PORTEKİZ - 10
PORTEKİZ - 11
1 / 11

Program

1.Gün, 14 Mayıs 2027, Cuma 

İstanbul  - Porto          

  

İstanbul Havalimanı Dış Hatlar Terminali’nde, Antonina Turizm yetkilimizle sabah saat 05.30’da buluşuyoruz. Bilet, bagaj ve pasaport işlemlerimizin ardından, Türk Hava Yolları’nın TK 1449 sefer sayılı uçuşu ile saat 08.35’te Porto’ya doğru hareket ediyoruz. Güneşi batıya doğru takip eden keyifli uçuşumuzun ardından yerel saatle 11.30’da Portekiz’in kuzeyindeki zarif liman şehri Porto’ya ulaşıyoruz.


Havalimanında bizi bekleyen özel aracımızla buluşarak, Douro Nehri kıyısında asırlardır ticaret, denizcilik ve kültürün iç içe yaşadığı bu büyüleyici şehre giriş yapıyoruz. Granit cepheli tarihi yapıları, zarif demir köprüleri, mavi-beyaz azulejo süslemeleri ve dünyaca ünlü şarap mahzenleriyle Porto, daha ilk anlardan itibaren kendine özgü atmosferini hissettiriyor.


Şehirle ilk tanışmamızı sağlayacak kısa bir oryantasyon turunun ardından öğle yemeği ve serbest zaman veriyoruz. Dileyen misafirlerimiz tarihi sokaklarda keyifli bir yürüyüş yapabilir, küçük meydanlarda bir kahve molası vererek Porto’nun dingin yaşam ritmini hissedebilir ya da göz alıcı azulejo süslemeleriyle bezeli tarihi cepheleri keşfedebilir.

Öğleden sonra ise Porto’nun en seçkin yapılarından biri olan Palácio da Bolsa (Borsa Sarayı) ziyaretimizi gerçekleştiriyoruz. 19. yüzyılda Porto Ticaret Birliği tarafından inşa edilen bu görkemli yapı; Neoklasik mimarisi, zengin süslemeleri ve özellikle Endülüs saraylarından ilham alınarak tasarlanan ihtişamlı Arap Salonu (Salão Árabe) ile Portekiz’in en etkileyici tarihî yapıları arasında yer almaktadır. Ticaretin, diplomatik ilişkilerin ve Porto’nun yükselen zenginliğinin sembolü olan bu sarayda geçmişin zarafetine yakından tanıklık ediyoruz.


Gezimizin ardından otelimize yerleşiyoruz. Akşam yemeğini ise Antonina Turizm’in özenle seçtiği güzel bir menü ile otelimizin restoranında alarak Portekiz mutfağının ilk lezzetleriyle tanışıyoruz. Günün sonunda, Porto’nun romantik sokaklarında başlayan bu yolculuğun bizleri yalnızca yeni bir ülkeye değil; denizcilik, keşifler ve kültürle yoğrulmuş büyük bir medeniyet hikâyesine davet ettiğini hissediyoruz.


Konaklama ve akşam yemeği Porto’daki InterContinental Porto Oteli’ndedir.



2.Gün, 15 Mayıs 2027, Cumartesi 

Porto  

Otelde alacağımız kahvaltının ardından, Douro’nun sisli sabah ışıkları eşliğinde Porto’yu keşfetmeye başlıyoruz. UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan bu şehir; taş sokakları ve yüzyıllardır süregelen şarap geleneğiyle Portekiz’in kuzeydeki asil yüzüdür. Granit taşlı sokaklardan ilerleyerek ilk durağımız olan São Bento Tren İstasyonu’na ulaşıyoruz. Mavi-beyaz azulejo panolarıyla Portekiz tarihini anlatan bu görkemli sanat galerisini andıran yapıyı inceledikten sonra, Belle Époque zarafetini koruyan Café Majestic’te kahve molası veriyoruz. 1920’lerden bu yana sanatçıların buluşma noktası olan bu mekânda, ince porselen fincanlarda Porto’nun nostaljik atmosferini hissediyoruz.

Yürüyüşümüzü şehrin en yüksek noktalarından birine doğru sürdürüyor ve Romanesk kökenli Porto Katedrali (Sé do Porto)’ni ziyaret ediyoruz. Ardından Gotik mimarinin en etkileyici örneklerinden biri olan, altın varaklı barok süslemeleriyle göz kamaştıran São Francisco Kilisesi’ne geçiyoruz. Öğle yemeği için vereceğimiz serbest zamanda dileyen misafirlerimiz Porto mutfağını keşfedebilir; Atlantik’ten gelen taze balıklar veya bölgeye özgü Francesinha sandviçi eşliğinde yerel lezzetleri deneyimleyebilirler.


Yemeğin ardından Douro Nehri kıyısına iniyor ve geleneksel Barcos Rabelos tekneleriyle nehirde keyifli bir gezintiye çıkıyoruz. Tekne turumuz esnasında 19. yüzyıl mühendisliğinin zarif bir örneği olan çift katlı Dom Luís I Köprüsü’nü yakından görüyoruz. Ardından tarihi bir şarap mahzenini ziyaret ediyor, Porto şarabının hikâyesini dinliyor ve tadım gerçekleştiriyoruz. Günün son kültürel durağı, neo-gotik cephesi ve kıvrımlı ahşap merdiveniyle masalsı bir atmosfere sahip olan Lello Kitapçısı (Livraria Lello) oluyor.


Akşam için hazırlanmak üzere otelimize dönüyoruz. Akşam yemeğimizi, Porto’nun geleneksel müziği eşliğinde O Fado restoranında alıyoruz. Loş ışıkta yükselen gitar tınıları ve fadista’nın içli sesi eşliğinde yediğimiz bu yemek, tarih ve sanat yolculuğumuzu lezzetle taçlandırıyor. Konaklama InterContinental Porto otelimizdedir.



3.Gün, 16 Mayıs 2027, Pazar           

Porto – Coimbra – Alcobaça – Lizbon 

Kahvaltımızın ardından Porto’daki otelimizden ayrılıyor ve yaklaşık bir buçuk saatlik yolculukla Coimbra’ya doğru ilerliyoruz. Mondego Nehri kıyısında yükselen bu şehir, yüzyıllardır bilginin ve gençliğin simgesidir. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Coimbra Üniversitesi, 1290 yılında kurulmuş olup Avrupa’nın en eski üniversitelerinden biridir. Şehrin en canlı noktalarından biri olan Pátio das Escolas’a çıkıyoruz. Tarihî üniversite kampüsünde yer alan bu avlu, akademik törenlerin ve mezuniyet seremonilerinin merkezidir. Burada Barok zarafetiyle dikkat çeken III. João Heykeli, görkemli Saat Kulesi ve üniversite yapıları arasında yürürken, Orta Çağ’dan günümüze uzanan bir entelektüel geleneğin izlerini takip ediyoruz. Altın varaklı rafları ve nadir el yazmalarıyla ünlü Joanina Kütüphanesi’nin ruhu, kampüsün her köşesinde hissedilir. Öğle yemeği için vereceğimiz serbest zamanda dileyen misafirlerimiz, üniversite gençliğinin enerjisini yansıtan kafelerde kısa bir mola verebilir; yerel şaraplar ve geleneksel tatlarla bu tarihî atmosferi tamamlayabilirler. 


Öğle yemeği molamızdan sonra Portekiz tarihinin en dokunaklı sayfalarına doğru yola çıkıyoruz. Yaklaşık bir buçuk saatlik keyifli bir yolculuğun ardından Alcobaça’ya ulaşıyoruz. Burada bizi, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan görkemli Santa Maria de Alcobaça Manastırı karşılıyor. 12. yüzyılda Sistersiyen Tarikatı tarafından inşa edilen bu manastır, Portekiz’in en büyük Gotik yapısıdır. Yüksek ve sade nef düzeni, ışığı içeri davet eden uzun pencereleri ve süssüz taş yüzeyleriyle Sistersiyen mimarisinin ruhunu yansıtır: ihtişamı sadelikte arayan bir estetik anlayış. Kilisenin iç mekânında yankılanan sessizlik, yüzyılların duasını taşır.Ancak Alcobaça’yı benzersiz kılan yalnızca mimarisi değildir. Burada, Portekiz tarihinin en trajik aşk hikâyesinin kahramanları olan I. Pedro ile Inês de Castro’nun karşılıklı yerleştirilmiş mezarları bulunur. Gotik lahitler üzerindeki kabartmalar; İncil sahneleri, melek figürleri ve kader çarkı tasvirleriyle adeta taşın içine işlenmiş bir destandır. Rivayete göre Pedro, öldürülen sevgilisi Inês’i kraliçe ilan etmiş ve ölümünden sonra bile onunla yüz yüze bakabilmek için mezarlarını karşılıklı yaptırmıştır. Bu mekânda aşk, tarih ve sanat birbirine karışır. 


Ziyaretimizin ardından yaklaşık bir buçuk saatlik yolculukla Lizbon’a doğru ilerliyoruz. Konaklama ve akşam yemeği InterContinental Porto otelimizdedir.

Bugün; Gotik mimarinin ihtişamından trajik bir aşk hikâyesine, oradan da Avrupa’nın en köklü üniversite geleneğine uzanan bir kültür yolculuğu gerçekleştirmiş olduk. Portekiz’in hem kalbine hem hafızasına dokunduğumuz bir gün daha geride kalıyor.



4.Gün, 17 Mayıs 207, Pazartesi  


Lizbon – Pena Palace - Sintra – Cabo Da Roca – Cascais  


Sabah otelimizde alacağımız kahvaltının ardından, Lizbon'un kuzeybatısında, yemyeşil tepeler arasına gizlenmiş masalsı Sintra kasabasına doğru hareket ediyoruz. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan bu büyüleyici coğrafya, yüzyıllar boyunca Portekiz krallarının yazlık ikametgâhı olmuş; sisler arasından yükselen sarayları, egzotik bahçeleri ve romantik atmosferiyle Avrupa'nın en etkileyici kültür rotalarından biri hâline gelmiştir.


İlk ziyaret noktamız, renkleriyle uzaktan bile kendini belli eden görkemli Pena Sarayı oluyor. 19. yüzyılda Kral II. Fernando tarafından inşa ettirilen bu eşsiz yapı; Neo-Gotik, Neo-Manuelin, Rönesans ve Mağribi mimarisini büyük bir ustalıkla bir araya getirerek Avrupa Romantizm akımının en göz alıcı eserlerinden biri kabul edilmektedir. Sarayın teraslarından Atlantik kıyılarını ve Sintra'nın yemyeşil vadilerini seyrederken, adeta bir masalın içinde dolaşıyormuş hissine kapılıyoruz.

Ardından Sintra'nın tarihî merkezine iniyor ve Portekiz kraliyet ailesinin yüzyıllar boyunca kullandığı, iki büyük konik bacasıyla simgeleşen Sintra Ulusal Sarayını dışarıdan görüyoruz. Dar taş sokakları, zarif dükkânları ve tarih kokan meydanlarıyla bu romantik kasabada vereceğimiz serbest zamanda, dileyen misafirlerimiz bölgenin meşhur travesseiros ve queijadas tatlılarını tatma fırsatı bulabilir, Sintra'nın eşsiz atmosferini kendi ritminde keşfedebilir.


Öğleden sonra rotamızı Avrupa kıtasının en batı ucuna, Cabo da Roca'ya çeviriyoruz. Atlantik Okyanusu'na dimdik uzanan yüksek granit kayalıkların üzerinde, büyük Portekizli şair Luís de Camões'in "Burada kara biter, deniz başlar." sözleriyle ölümsüzleştirdiği bu noktada, sonsuz ufka karşı unutulmaz fotoğraflar çekiyor ve okyanusun güçlü rüzgârını hissediyoruz.


Yolculuğumuzun bir sonraki durağı ise, bir zamanların mütevazı balıkçı kasabası iken bugün Portekiz'in en zarif sahil kentlerinden biri hâline gelen Cascais oluyor. Asil villaları, şık marinası, palmiye ağaçlarıyla çevrili sahil yolu ve Atlantik kıyısındaki huzurlu atmosferiyle öne çıkan bu güzel kasabada vereceğimiz serbest zamanda, deniz manzarasına karşı kahvemizi yudumlarken Portekiz'in sakin yaşam kültürünü yakından hissediyoruz.

Akşam saatlerinde Lizbon'a dönüyor ve Tejo Nehri'nin eşsiz manzarasına hâkim, şehrin seçkin restoranlarından Monte Mar'da akşam yemeğimizi alıyoruz. Atlantik'in taptaze deniz mahsulleri ve

Portekiz mutfağının seçkin lezzetleri eşliğinde geçireceğimiz bu keyifli akşam, Lizbon'un tarihî zarafetini modern yaşamın estetiğiyle buluşturan unutulmaz bir deneyime dönüşüyor.


Konaklama InterContinental Lisbon Oteli'ndedir.


5.Gün, 18 Mayıs 2027, Salı  

Lizbon 


Sabah otelimizde alacağımız zengin kahvaltının ardından, Lizbon’un kraliyet hafızasının izini sürmek üzere panoramik şehir turumuza başlıyoruz. İlk durağımız, 19. yüzyılın zarafetini günümüze taşıyan ve Portekiz kraliyet ailesinin son resmî ikametgâhı olan Ajuda Ulusal Sarayı. Altın varaklı kabul salonları, görkemli merdivenleri, kristal avizeleri ve Avrupa saray yaşamını yansıtan zengin koleksiyonlarıyla bu ihtişamlı yapıda, Portekiz monarşisinin son dönemine tanıklık ediyoruz.

Saray ziyaretimizin ardından rotamızı, dünyanın en seçkin özel sanat koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapan Calouste Gulbenkian Müzesine çeviriyoruz. "Bay Yüzde Beş" olarak tanınan büyük sanat hamisi Calouste Gulbenkian'ın ömür boyu büyük bir titizlikle oluşturduğu koleksiyon; Antik Mısır, Mezopotamya, Yunan ve Roma uygarlıklarından İslam sanatına, Uzak Doğu eserlerinden Rubens, Rembrandt, Turner, Monet, Renoir ve René Lalique gibi büyük ustaların eserlerine kadar uzanan benzersiz bir sanat yolculuğu sunuyor. Avrupa'nın en önemli müzeleri arasında kabul edilen bu seçkin koleksiyon, bizleri insanlık tarihinin binlerce yıllık estetik serüveniyle buluşturuyor.


Sanatla iç içe geçen bu özel ziyaretimizin ardından Lizbon'un en güzel seyir noktalarından biri olan Largo da Graça'ya çıkıyor; yedi tepe üzerine kurulmuş şehrin kırmızı kiremitli çatılarını, Tagus Nehri'nin masmavi sularını ve tarihi siluetini kuşbakışı seyrediyor ve Portekiz’in yerel lezzetlerini tatmak için öğle yemeği molası veriyoruz.


Öğle yemeği molası sonrası Endülüs ve Mağrip kültürünün izlerini hâlâ taşıyan, dar taş sokakları, azulejo süslemeli cepheleri ve çamaşır ipleriyle süslü balkonlarıyla Lizbon'un en eski mahallesi Alfama'da yürüyüş turumuza başlıyoruz. Her sokağı ayrı bir hikâye anlatan bu tarihi mahallede Lizbon Katedrali (Sé de Lisboa) ile şehrin koruyucu azizi adına inşa edilen Santo António Kilisesini görüyor; ardından Lizbon'un simgesi olan görkemli Ticaret Meydanı (Praça do Comércio)'nda vereceğimiz serbest zamanda şehrin canlı atmosferini dilediğimiz gibi yaşama fırsatı buluyoruz.

Akşam ise Portekiz kültürünün en güçlü seslerinden biriyle buluşuyoruz. Lizbon'un en eski ve en saygın fado evlerinden A Severa'da düzenlenecek Gala Yemeğimiz sırasında, Portekiz gitarının hüzünlü ezgileri ve UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'nde yer alan fado müziği eşliğinde Lizbon mutfağının seçkin lezzetlerini tadıyor; müziğin, tarihin ve duygunun iç içe geçtiği unutulmaz bir gece yaşıyoruz.


Konaklama InterContinental Lisbon Oteli'ndedir.



6.Gün, 19 Mayıs 2027, Çarşamba  


Lizbon Q İstanbul 


Kahvaltımızın ardından otelimizden ayrılıyor ve keşifler çağının kalbine, Tejo Nehri kıyısında yer alan Belém bölgesine gidiyoruz. Nehir kıyısında yükselen Padrão dos Descobrimentos (Kâşifler Anıtı) ve hemen ardından Manuelin üslubunun zarafetini taşıyan UNESCO miras listesindeki Torre de Belém’i ziyaret ediyoruz.


Günün devamında, geç Gotik ile Manuelin üslubunun görkemli sentezi olan Jerónimos Manastırı’nı (Mosteiro dos Jerónimos) geziyor, Vasco da Gama’nın lahdi başında keşifler çağının ruhunu hissediyoruz. Öğle yemeği molamızda, Bacalhau’nun (tuzlu morina balığı) farklı yorumları ve Belém’e özgü meşhur pastel de nata eşliğinde Lizbon’a lezzetli bir veda ediyoruz.

Öğleden sonra, saat 13.00'te aracımızla buluşarak Lizbon Havalimanı’na doğru hareket ediyoruz. Bilet ve pasaport işlemlerimizin ardından, Türk Hava Yolları’nın TK 1760 sefer sayılı uçuşu ile saat 16.25'te Lizbon’dan ayrılıyor, Atlas Okyanusu kıyısında bıraktığımız keşif ruhunu yanımıza alarak İstanbul’a doğru yola çıkıyoruz. Türkiye saati ile 23.10'da İstanbul Havalimanı’na varıyor; keşifler, saraylar, manastırlar, fado ezgileri ve Porto şarabının aromasıyla zenginleşmiş bu yolculuğu güzel hatıralarla tamamlıyoruz. Portekiz artık yalnızca bir rota değil; taşında tarih, müziğinde hüzün, mutfağında deniz ve bağ kokusu taşıyan bir anı olarak kalıyor.

Dahil Olan

  • Bölgeyi Uzman rehber eşliğinde gezebilme farkı,
  • Türk Hava Yolları ile İstanbul – Lizbon ve Porto – İstanbul gidiş dönüş ekonomi sınıfı uçak bileti,
  • Konforlu tur aracı ile programda belirtilen tüm ulaşımlar,
  • Beş yıldızlı merkezi otellerde beş gece kahvaltı dahil konaklama,
  • Porto’da “Barcos Rabelos” tekneleriyle Rio Douro Nehri’nde tekne turu,
  • Porto’da tadım eşliğinde tarihi şarap kavı ziyareti
  • Lizbon’da bir akşam yemeği,
  • Lizbon’da yerel restoranda bir akşam yemeği
  • Lizbon’da yerel restoranda Fado ezgileri eşliğinde akşam yemeği
  • Porto’da yerel restoranda Fado ezgileri ve folklor gösterisi eşliğinde akşam yemeği
  • Porto’da Fine Dining restoranda akşam gala yemeği
  • Müze ve ören yeri giriş ücretleri,
  • Otoban ve otopark ücretleri,
  • Tur Bilgi notları,
  • Otellerde hamaliye hizmeti,
  • Turlar esnasında yerel rehberlik hizmeti,
  • Tüm havalimanı vergileri,
  • THY hizmet bedeli,
  • Zorunlu Paket Tur Sorumluluk Sigortası

Dahil Olmayan

  • Kişisel harcamalar ve Otel ekstraları,
  • Öğle yemekleri,
  • Portekiz (Schengen) vize ücreti
  • Yurtdışı çıkış harcı
  • Seyahat ve Sağlık Sigortası

Bilgi Alın

Bu tur hakkında detaylı bilgi almak için formu doldurun, sizi arayalım.

PORTEKİZ

14 – 19 Mayıs 2027

Bilgileriniz yalnızca bu tur talebi için kullanılacaktır.

Misafir Yorumları

5.0 (9 yorum)

Dünyanın en güzel şehrinin, kadim semtlerinde, mekanlarında harika bir tur gerçekleştirdik. Cerrahpaşa, Kocamustafapaşa, Samatya ve Yedikule'nin en tarihi, gizemli yerlerini keşfettik. Benim için en çarpıcı ve hatırlanası yerler Arcadius Sütunu ve Stoudios Manastırı oldu.

YM

Yusuf M.

2026

Topkapı Sarayı gece turunu çok dolu bir geziydi. Rehberimizin anlatımları çok zengin ve değerliydi. Daha önce de benzer şehir içi turlara katılmıştım ama Antonina ekibinin yaklaşımı çok organize ve profesyoneldi.

Burcu Ö.

2026

Antonina ile ilk Japonya gezisi ile tanıştık, programı hem çok dolu hem de çok kaliteliydi. Daha sonra Yeni Zelanda ve Avustralya turuna tereddütsüz katıldık, çok şahane bir deneyim oldu. Seçilen oteller, fine dining akşam yemekleri ve rehberimizin engin bilgisi ile rüya gibi bir gezi oldu.

BD

Berivan D.

2026

Gerek Antonina Turizmin profesyonelliği ve organizasyon becerisi, gerekse rehberimizin 4 saat süren derin anlatımıyla adeta tarihe yolculuk ve tanıklık ettik. 4. kez Topkapı Sarayını ziyaret etmiş birisi olarak bu tur bana Osmanlı devlet geleneği ve sembolizması konusunda muhteşem bilgiler verdi.

IE

I. E.

2026

Doğubeyazıt-Van gezisinde rehberimizin bölgede öne çıkan uygarlıkların kültürel ve tarihi yapısını aktarması ve derin bilgilerini paylaşması harikaydı. En kaliteli mekanlar özenle seçilerek tura dahil edilmesi sayesinde bölgesel yemek kültürünü tatma fırsatı buldum.

NY

Nilüfer Y.

2025

Antonina'nın organize ettiği Nemrut-Göbeklitepe-Karahantepe turu her yönüyle çok keyifliydi. Rehberimiz samimi kişiliği, tur deneyimimizin en iyi şekilde geçmesi için gösterdiği özen ve bölgenin tarihi ile kültürel zenginliğine dair derin bilgisiyle bize hem çok şey öğretti hem de gezimizi son derece keyifli hale getirdi.

SP

Suna P.

2025

Antonina ile Moskova Bolşoy Tiyatrosu'nda Bale, Müzik ve Sanat turuna katıldım. Turumuz inanılmaz organize ve planlı şekilde ilerledi. Hem sanat olarak bilgilendirildik hem de görsel olarak bale, müzikal ve operalar ile sonsuz renklendi.

NA

Nursel A.

2025

Antonina turizm ile Topkapı Sarayında gece turuna katıldık. O kadar keyif aldık ki kelimeler yeterli olmayabilir. Rehberimizin bilgi birikimi sular seller gibiydi, tarihi yarımadanın geçmişini bu şekilde bilmiyormuşum. Çevreme bu geziyi anlata anlata bitiremiyorum.

ST

Sedef T.

2025

Tarihi yarımada ve lezzet turlarına katıldım. Rehberlerimiz sayesinde birçok hikaye ve bilgi öğrendim. Organizasyonda harika bir akış ve düzenle hizmetlerinden çok memnun kaldım.

IA

Ilknur A.

2025